Çocuklara Ölüm Nasıl Anlatılır?

Ölüm konuşulması en zor konulardan biri olup aynı zamanda hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır. Yetişkinler için bile algılanması, kabul etmesi ve konuşulması oldukça zor olan bu konuyu, çocuklar ile konuşurken özen gösterilmesi gerekmektedir. Yapılan yanlış bilgilendirmeler çocuğun davranış problemleri, kaygı belirtileri ve bazı korkular geliştirmesine zemin hazırlar.

İlk olarak bilinmesi gereken nokta; çocukların ölüm kavramını algılayabilmeleri gelişim düzeylerine ve yaşlarına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. 0-2 yaş dönemindeki çocuklar ölüm kavramının tam anlamını bilmez ve bunu algılayabilecek yaşta değildir. Bu dönemdeki çocuklar için ölen kişinin yokluğu sürekli çevrelerinde olup olmaması ile fark edilir. 3-5 yaşlarındaki çocuklar ise ölümü geri dönülebilir bir olay gibi düşünür. Ölümün kalıcılığı hakkında şüpheleri vardır ve ölen kişinin geleceğini sanırlar. 6-10 yaş dönemiyle beraber çocuklar ölümün geri dönülmez bir süreç olduğunu kavrar. Bu yaşlarda genelde yaşlı insanların öldüklerini düşünmeye başlamak ile beraber anne-baba ve sevdiklerinin de ölümü yaşayabileceklerini düşüncesi gelişir. 11-13 yaşlarındaki çocuklar ölümün evrensel olduğunu bilir ve ölümü bir sona erme olarak kabul eder. 14-18 yaşla beraber ölüm artık soyut bir şekilde algılanır. Kişilerin tehlikeli durumlar sonucunda ölebileceği kavranır.


Çevresindeki birinin öldüğünü deneyimleyen çocuk, yaşadığı kayıp ve üzüntü sonucu bunu sorgulamaya başlar. Bu noktada kritik olan ailenin çocuğa durumu açıklama biçimidir. İlk olarak aile tarafından sakin, çocuğun rahat edebileceği ve kendini güvende hissedeceği bir ortamın seçilmesi önemlidir. Konuyu konuşmaya başlamadan önce ebeveynler çocuklarının duygu durumlarını ve hazır oluşlarını göz önünde bulundurmalıdır. Ayrıca kendi zihinlerinde konuyu açıklamaya yönelik kısa, basit, net ve çocuğun yaşına uygun cümleler hazırlamalıdır. Ölüm kelimesinin kullanılmasından kaçınılmamalıdır. Ölen kişi için “gitti, uyuyor, kayboldu, cennete uçtu, melek oldu” gibi ifadeler kullanılmamalıdır. Örneğin; ölen kişi için uyuyor denilmesi çocuğun uykuya dalmaktan korkmasına sebep olabilir. Buna bağlı olarak kabuslar, uyku problemleri gelişebilir. “Cennette uçtu” ifadesi ise henüz cennet-cehennem gibi soyut kavramları geliştirememiş çocuklar için kafa karıştırıcı olabilir. Cenneti çok güzel bir yer olarak kabul eden çocuk ölen kişinin yanına cennete gitmek istediğini dile getirebilir. Ek olarak; ölen kişinin onu yukarıdan izlediğini söylemek çocukta kaygı belirtilerine yol açabilir. Tüm bunlar yerine “Deden bugün öldü. Onun bedeni artık çalışmıyor. Artık o nefes alamaz, yemek yiyemez, açlık hissedemez, üşüyemez. Artık onu göremeyeceğiz.” açıklaması uygun olacaktır. Yaşça küçük çocuklar sürekli tekrar eden açıklamalara ihtiyaç duyabilirler. Aynı cümleleri tekrar tekrar anlatmak aileleri endişelendirmemelidir. Bu açıklamalar onların daha iyi anlamasına yardımcı olacaktır. Ölüm, bir hastalık veya yaşlı olmak ile bağdaştırılmamalıdır. Dünyadaki tüm canlıların bir yaşam süresi olduğu ve yaşam süresi bitince öldükleri söylenebilir. Ebeveynler, çocuklarının bu dönemde sordukları tüm sorulara cevap veremeyebilirler. Bu durumda “Sorduğun sorunun cevabını şu anda bilmiyorum. Sana doğru cevap verebilmem için bunu düşünüp araştırmam gerek. Bana biraz zaman verebilir misin?” cevabı hem ebeveynlerin zaman kazanmasına hem de çocuğun ebeveyninden doğru cevap alacağı güveninin oluşmasına yardımcı olur. Genellikle bu soruların arasında ölen kişinin nereye gittiği sorusu da vardır. Bu soruya “o öldü, daha önce dediğim gibi ölen kişileri bir daha göremiyoruz ve onlara dokunamıyoruz ama onlara olan sevgimizi, özlemimizi hep içimizde hissederiz, istersen birlikte fotoğraflara bakabiliriz. Onunla olan anılardan bahsedebiliriz.” yanıtı verilebilir. Bu sayede çocuğun duyguları (korku, özlem, merak) öğrenilebilir. Onların tüm duyguları kabul edilmeli ve anlaşıldığı onlara hissettirilmelidir. Aileler de kendi üzüntü ve özlemlerini çocuktan saklamamalıdır. Büyüklerinin de benzer duyguları yaşadığını bilmek, kendi duygularının normal olduğunu fark etmesine yardımcı olarak duygularını daha kolay paylaşmasına olanak sağlar. Ölen kişinin eşyaları ve fotoğrafları etraftan hemen kaldırılmamalıdır. O kişiye ait bir hatıra köşesi, çocuğun özlem duyduğu zamanlarda bakması için faydalı olabilir. Çoğu çocuk, bir yakını öldüğünde kendini suçlayıp ve öfke duyguları hissedebilir (Ben yaramazlık yaptığım için öldü). “Onu tekrar hayata nasıl geri döndüremiyorsak, sen de onu öldüremezsin” cümlesi tekrar tekrar söylenebilir. Burada ebeveynlerin çocuklarına, ona olan sevgilerinin her zaman devam edeceğine dair konuşma yapmaları çok önemlidir. Cenaze törenlerine de özellikle okul öncesi dönemi çocuklarının götürülmesi uygun değildir. Çocuklar henüz ölümü kavramaya çalışırken cenaze merasimi ve gömülme onları etkileyebilir. Ölüm kavramını anladıktan sonra mezarlık ziyaretlerine çocuğun isteği göz önünde bulundurularak götürülebilir. İlerleyen zamanlarda çocuklar daha fazlasını duymaya hazır olduklarını ifade ettiklerinde ve ailelerde çocukların hazır olduklarından emin olduktan sonra ölümün ayrıntıları hakkında konuşulabilir. "Artık hazır olduğuna göre, sana onun ölümü hakkında biraz daha bilgi vermek istiyorum." gibi bir cümle ile konuşmaya başlanabilir. Eğer çocuk içine kapandıysa, hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsa baskı yapılmamalıdır. Ancak çocuğun duygularını konuşmasına fırsat verecek ortamlar yaratılmalıdır. Resimler, oyunlar, konuyla ilgili kitaplar bu sürece yardımcı olabilir.


Kimi çocuklar sevdiklerini intihar veya cinayet sebebiyle kaybetmiş olabilir. Bu durumu konuşmak daha zordur. Beklenmedik bir ölüm olması oldukça yıkıcıdır. Ailelerin çocuğu bu gerçekle üzmek istememesi doğaldır ancak çocuktan gerçeği saklamak, nasıl öldüğü konusunda yalan söylemek yarardan çok zarar verebilir. Ölüm ile ilgili dürüst olmak önemlidir. Çocuk kulak misafiri olarak, bir başkasından duyarak veya haberlerde görerek gerçeği öğrenebilir. Bu durum çocuğun ailesine olan güvenini zedeleyerek “Acaba başka söylediği yalanlar da var mı?” diye düşünmesine yol açabilir. Yakınını intihar veya cinayet gibi ani bir ölümle kaybetmiş olan çocuklar için bu ölüm aşamalı bir biçimde anlatılabilir. Bu aşamalar arasındaki geçiş, çocuğun ihtiyaçlarına ve gelişim dönemine göre değişiklik gösterebilir. İlk aşamada ölüm yukarıdaki koşullara göre (uygun ortam, hazır oluş) söylenmelidir. Örneğin; “Sana söylemem gereken bir şey var. Baban bu sabah öldü.” İkinci aşama kişinin ölümü ile ilgili basit ayrıntıları içerir. İntihar durumunda, “Baban ağaçların oradaki tepede öldü”; cinayet durumunda “Baban restoranın köşesinde öldü”. Sonraki aşamada, kişinin nasıl öldüğü açıklanır. İntihar ölümünde “Kişilerin ölmesinde birçok farklı sebep vardır. Babanın depresyon denilen bir hastalığı vardı. Bu hastalık kişilerin doğru şekilde düşünmesini engelleyebilir ve bazen bu hastalık o kadar büyür ki yaşamını bitirmek isterler. İntihar kişinin ölmeyi seçmesi ve vücudunu çalışmayı durdurmasıdır. Üzülerek söylüyorum ki baban böyle öldü.” Cinayet ölümünde ise “Kişilerin ölmesinde birçok farklı sebep vardır. Bazen bir kişi çok kötü bir şey yapar. Polis, babanın başka biri tarafından öldürüldüğünü düşünüyor. Baban ve bu kişi kavga etmiş. O kişi babanı yaralamış ve baban ölmüş. Üzülerek söylüyorum ki baban böyle öldü.” Dördüncü aşama, ölümle ilgili daha fazla ayrıntıyı ele alır. İntihar durumunda “Yanına bir parça ip alarak boynuna doladı, ağaca tırmandı. İp, boynunu sıkmaya başlayınca nefes almasını engelledi ve öldü.” Cinayet durumunda “Karnında bıçak saplandı. Çok fazla kanaması oldu. Doktorlar onu kurtarmak için uğraştılar ama kurtaramadılar. Böylece öldü.” Sonraki aşamada ise intihar durumunun olası nedenleri araştırılır. “Baban çok uzun süredir üzgün hissediyordu. İyi hissetmenin bir yolunu bulamıyordu. Beyni düzgün çalışmadığı için iyi hissetmenin yolunun hayatına son vermek olduğunu hissetti. Eğer beyni düzgün çalışsaydı iyi hissetmek için başka bir yol bulabilirdi.” Bu aşamada eğer cinayet durumu söz konusuysa izlenen süreçten bahsedilir. Örneğin; “Polis, babanı öldüren kişiyi bulmak için uğraştı ve onu buldular. O kişiyi hapse attılar. Hâkim, o kişiye ne olacağı hakkında bir karar verecek (İlerleyen süreçlerde avukat, tanık, hüküm, tanık gibi kavramlar açıklanabilir). Son adım ise çocuğa güven vermektir. “Tüm bunların çok üzücü ve korkutucu olduğu biliyorum ama seni korumak ve iyi hissetmeni sağlamak için elimden geleni yapacağım”. Bu aşamalar zaman alır. Çocuğa kendini nasıl hissettiğini anlatması için fırsat verilmelidir. Ayrıntıları anlatmadan önce çocuğa bunları öğrenmek isteyip istemediği sorulabilir. İstemediği durumlarda, konuşmak için hazır olduğunda onu beklediği söylenebilir. Bu konuşmaları yapmak çok zor ve üzücüdür. Sağlıklı bir iletişim ve güven ilişkisi ile bunun üstesinden gelebilecekleri unutulmamalıdır.


Kitap önerileri:

  • Tostos Dedesini Özlüyor

  • Sevdiğin Biri Öldüğünde Ne Olur?

  • Evcil Hayvanımla Vedalaşıyorum

  • Elveda Bay Muffin

Yazar: Psikolog Sena Nur Sevimli

Editör: Uzman Klinik Psikolog Eda ÖZTÜRK BELET

7 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör